|
deniz sea.izmirwrote:
İYİ GÜNLER
AŞK aşk iki kişi arasında kutsal duygusal bağdır aşkta asla üçüncü kişilere yer yoktur çünkü üçüncü kişiler aşka zarar verirler her zaman nedeni çok basit bir kalb bir kişiyi sever ve ona aittir gözü ve kalbi sevdiği kişinden başkasını görmez dili sadece sevdiği kişinin adını söyler sayıklar aşk şarkılarını şiirlerini dinlerken bile hep o vardır aklında kalbinde yanında taşır sevdiğini aşkını hiç ayrı duramazlar biribirilerini görmeden yapamalar yanlızlık sevmeyi bilmeyenlere aşkı tatmayanlara aittir yeterki sevgine aşkına sahip çık cesur ol kimsenden korma çekinme sevmek ayıp değil yazan:deniz.sea.izmir
1 day ago
|
|
|
EYUP ALTUNSOYwrote:
Akıl , Haya ve İman
Cebrâîl aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve îmânı Âdem aleyhisselâma getirdi. Ve dedi ki, (Yâ Âdem! Allah’u-teâlâ hazretleri selâm eder, sana getirdiğim şu üç hediyenin birini kabûl etsin dedi.) Âdem aleyhisselâm aklı kabûl eyledi ve Cebrâîl aleyhisselâm, îmân ile hayâya, (siz gidin) deyince, îmân dedi ki, (Allah’u-teâlâ hazretleri bana emr eyledi ki, akl nerede ise, sen de orada ol!) Ondan sonra hayâ da aynı şekilde, Allah’u-teâlâ tarafından emr olunduğunu beyân ederek, her ikisi, akıl ile berâber Âdem aleyhisselâmda kaldılar. Binâenaleyh Allah’u-teâlâ kime akıl verirse, hayâ ile îmân da onunla berâberdir. Aklı olmayanın ne hayâsı ve ne de îmânı bulunmaz. Birgün Hasen-i Basrîye “rahime-hullahü teâlâ” bir kadın gelerek sordu: (Yâ imâm! Din temizliği nedir? Din cevheri nedir. Din hazînesi nedir?) Hasen-i Basrî “rahmetullahi aleyh” cevâben, (Siz söyleyin biz dinleyelim) dedi. Kadın, (Din temizliği abdest almaktır. Din cevheri, Allahü teâlâdan korkmak ve hayâ etmektir. Din kuvveti ise, namâzdır. Çünkü, Hak teâlâ hazretleri, hayâ eden kulunu medh eylemiştir. Din hazînesi ilmdir. Çünki, her kimin abdesti olmazsa, dîni temiz olmaz. Her kimin hayâsı olmazsa ve Allah’u-teâlânın korkusu olmazsa, onda dînin cevheri olmaz. Her kimin ilmi olmazsa, dînin hazînesi olmaz) dedi. Hasen-i Basrî “rahime-hullahü teâlâ” bu kadının sözüne hayrân olarak, hak söylediğini tasdîk eyledi. Îmân beş katlı bir kaleye benzer. Birinci katı altından, ikinci katı gümüşten, üçüncü katı demirden, dördüncü katı tunçtan ve beşinci katı ise bakırdandır. Bakır dediğimiz kat, edebdir. Bir kimsenin edebi olmazsa, herhâlde o katdan şeytân geçer. Şâyet edebi olup, şeytânı o katdan geçirmezse, o kimsenin îmânı kurtulur. Demir dediğimiz sünnettir. Tunç tabakası dediğimiz, farzdır. Gümüş tabakası dediğimiz, ihlâsdır. Altın tabakası dediğimiz Allahü teâlâ hazretlerine yakınlıktır. Her kimin edebi varsa, sünnete yol bulur, ihlâsı varsa Allahü teâlânın sevgisine kavuşmağa yol bulmuş olur. Bir kimse âdâbı gözetmezse, ya’nî edebi olmazsa, sünnete yol bulamaz. Sünneti tutmayan kimse, farza yol bulamaz. Farzı tutmayan da, ihlâsa yol bulamaz. Her kim verdiğini Allahü teâlâ hazretlerinin rızâsı için verirse ve sevdiğini de, Allah için severse ve düşmanlığını da, Allah için yaparsa, o kimsenin îmânı temâm olur. Ahlâkı güzel olanın da, îmânı kâmil olur. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz buyururlar ki, (Sizin îmânen mükemmel olanınız, ahlâken güzel olup, insanlara iyilik yapanlardır.) Zîrâ, Hak teâlâ hazretleri Kur’ân-ı kerîmde buyurur ki: (Muhakkak sen yüksek bir ahlâk üzerindesin.) Ya’nî, Allahü teâlâ hazretleri Habîbinin “sallallahü aleyhi ve sellem” ahlâkını medh eylemiştir. Bir kimsenin ahlâkı güzel olsa, Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ahlâkı ile ahlâklanmış olur ve Onun yolunu tutmuş olur. Korktuğundan kurtulup, istek ve arzûlarına kavuşur ve hakîkî mümin olmuş olur. Bir kimsenin aklına gayri meşrû’ bir şey gelse, onun harâm olduğunu bilmek de îmândandır. Eshâb-ı kirâm “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” sordular: (Yâ Resûlallah! Kalbimize fenâ şeyler gelirse ne yapalım?) Buyurdu ki: (Kalbe iyi şey de gelir; fenâ şey de gelir. Fenâ şeylerin fenâ olduğunu bilmek ve anlamak da îmândandır.) Eğer îmânın kâmil olmasını istersen, kendini Müslümanlardan yüksek görme! Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdular ki: (Bir kişi îmânının kemâlini isterse, kendine insâf versin [ya’nî tevâzu’ üzere hareket eylesin] ve fakîr olduğu hâlde sadaka versin! Bu iki huy, îmânı kâmil derecesine yükseltir.) Müstehcen Resimler Ve Görüntüler 1. İnsanın içindeki iyilik hücrelerini öldürür. 2. Şehvetini azdırır. 3. Meleklerimizin moralini bozar ve bize dua etmelerine engel olur. 4. İnsanın kendisine karşı saygısını azaltır. 5. İradesine karşı güvenini sarsar. 6. Hafızayı zayıflatır. 7. Kalbi meşgul eder ve kararmasına yol açar. 8. Şehvet, insana verilmiş emanettir. Emanete sadakat gerektir. Şehvet emanetini meşru yollardan tatmin etmek gerekir. Bunun en güzel yolu da evliliktir. Gençlere bir an önce evlenmelerini, zamanı gelmiş evliliği dünyevi gerekçelerle ertelememelerini tavsiye ederim. Size de... Bu tür kerih görüntüler, ileride gerçekleşecek evliliğin gizemini de azaltır. Bütün bu zararları göz önünde tutunca aklı selim bu tür kerih görüntülerden ve müstehcenlikten uzak durmayı emreder. Siz de irade sınavında bu savaşı kazanmak için gayret edin. Bunun bir iç cihat olduğunu unutmayın. Rabbim, nefsi emmarenin kötülüklerinden hepimizi korusun.
2 days ago
|
|
|
deniz sea.izmirwrote:
iyi geceler
EN İYİ ARKADAŞIM İyilik meleği gibisin, Parlak yıldız gibisin, Bir gül gibisin, Her şey sensin, Biricik arkadaşım. Başka ne diyeyim sana, Hayatım desem hayat kısa, Güneşim desem güneş batıyor, Gülüm desem o da soluyor, Sana en iyi arkadaşım demeliyim, Çünkü arkadaşlığımız hiç bitmeyecek!
5 days ago
|
|
|
ugur günwrote:
ugurgun38@hotmail.com
6 days ago
|
|
|
hüsso hüsso hüsseyyinwrote:
yasmincanı gören var mı:((((
June 28
|